Milattan önceye uzanan periyottan başlayarak günümüze gelene değin stratejik öneminden dolayı çok kez işgallere, istilalara uğramış bir bölgedir AFGANİSTAN! Pers İmparatorluğu’ndan Büyük İskender’e birçok devletin (ve önemli imparatorların) göz diktiği, yakın tarihte ise İngiltere ve Rusya gibi ülkelerin “Büyük Oyunu” oynadığı yerdir.
Komünist rejimin ülke yönetimine hâkim olması ve Sovyetler Birliği’nin işgaliyle (1979) doğan çatışmalar, Ruslarla çatışan mücahitler ve işgal sonrası mücahitler arasındaki çatışmalar,1994 sonlarında ortaya çıkan Taliban, 2001 yılında İkiz Kulelere ve Pentagon’a yapılan saldırıyı üstlenen El-Kaide sebebiyle ABD’nin bölgeyi işgal etmesi gibi olaylar dolayısıyla ülkede ve ülke halkında birçok yıkım meydana gelmiştir.
Tüm bu olaylar tabii ki sosyal hayatta pek çok drama sebebiyet vermiştir. Afganistan’daki çatışmalardan kaçıp Pakistan’a ve İran’a sığınan insanlar ile onların sığınmacı kamplarında yaşadıkları sıkıntılar, savaşlardan dolayı evleri yıkılan, yakınlarını kaybedip kimsesiz kalan kişiler, Taliban’ın din kisvesi altındaki yaptırımlarından dolayı kadınların çektiği eziyetler bu dramlardan sadece birkaçı ya da en çarpıcıları olabilir.
İşte tam da bu siyasi olaylar ve onların doğurduğu sosyal sıkıntılar çerçevesinde ele alınacak değerli bir yazardır ”Khaled Hosseını.” Şayet ikinci romanının ,Bin Muhteşem Güneş, arka yüzünde de belirtildiği gibi “Nereye giderseniz gidin ülkeniz peşinizden gelir. Artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar. Afganistan’ın Khaled Hosseini’de yaşadığı gibi…”
Yazar 1965’te Afganistan , Kâbil’de doğdu.1980 Sovyet işgalinde, siyasi sığınma talebinde bulunarak ailesiyle birlikte Amerika’da California’ya yerleştiler.1993’te ise California Üniversitesinin tıp bölümünden mezun oldu.* Hüseyni, doktorluk mesleğine ilk kitabı Uçurtma Avcısı‘nı yazdıktan bir buçuk yıl sonraya kadar (2004) devam etmiştir.**
Khaled Hosseini Uçurtma Avcısı’nı doktorluğu sırasında mesai öncesi, sabahın erken saatlerinde yazarak oluşturmuştur.* Aslında bu kitabında yazarın göç dolu yaşamından izler de bulabiliyoruz.** Kitabın başkahramanlarından Hasan’ın yaşadığı acı olaylar ve Emir’in duyduğu pişmanlığın etkileyiciliği çerçevesinde Afganistan monarşisinin son on yılına, Rus işgaline ve Taliban’ın acımasızlığına şahit oluyoruz.
Kitabı genel hatlarıyla özetleyecek olursak Emir’in babası zengin ve yardımsever biridir. Karısı, doğum yaparken ölmüştür. Baba, evin hizmetlisi Ali’nin karısıyla yatmış ve Hasan dünyaya gelmiştir. Ancak herkes Hasan’ı, Ali’nin oğlu olarak bilmektedir. Emir de kardeş olduklarını yıllar sonra öğrenecektir.
Emir ile Hasan beraber büyüyüp çocukluklarını beraber geçirmişlerdir. Hasan, Emir’e çok düşkündür ve ona karşı çok fedakârdır. Ayrıca onu mahallenin kötü çocuğu Assef’in elinden, gözüne sapanla taş atarak, kurtarmışlığı vardır.
Assef daha sonra kitabın en vurucu ve tüyler ürpertici bölümünde karşımıza çıkar. Bu bölüm, uçurtma yarışması sırasında, Emir’in kazanmasını sağlayan Hasan’ın ortadan kaybolup Assef’in tecavüzüne uğradığı bölümdür. Emir ise bu olayı görmüş ancak sessiz kalmayı tercih etmiştir. İşte okuyucuyu sarsan bu kısma bir de Hasan’ın pantolonundan kan damlayarak Emir’in yanına gelmesi eklenince bana göre kitabın en unutulmaz parçası haline gelmiştir.
Ardından Emir’in daha da kınanmasına, Hasan’ın ise uğradığı haksızlıkların yanında onu okuyucunun gözünde biraz daha yücelten davranışına tanık oluruz. Çünkü suçluluk duygusuna yenik düşen Emir, babasının ona aldığı saati Hasan’ın yatağı altına saklayarak Hasan’a hırsız olduğu iftirasını atar. Hasan ise yine Emir’i ele vermeyerek suçu kabul edip özür diler. Baba Hasan’ı affetmesine rağmen Ali ve Hasan bu durumu gururlarına yediremeyerek evden ayrılırlar. Ve birbirlerini bir daha hiç görmezler.
Gelelim kitabın diğer vurucu bölümüne. Burada Assef tekrar karşımıza çıkar. Bu kez insanları öldürmekten zevk alan acımasız bir Taliban yetkilisi ve Hasan’ın oğlu Sohrab’ı seks kölesi olarak kullanıp ona defalarca tecavüz eden bir karakter olarak. Burası okuyucunun kanını yeniden donduracaktır. Neyse ki Emir yetişkinlik döneminde Sohrab’a sahip çıkıp, pişmanlığının bedelini ödeyerek okuyucuya kendini affettirecektir.
Sovyet işgali sırasında Emir ve babası Afganistan’dan kaçmış, ABD’ye sığınma hakkı elde etmişlerdir. Göç sırasında yazar bizi yine trajedi olaylarla baş başa bırakır. Emir orada büyümüş, evlenmiş ve babasını kaybetmiştir. Bir gün babasının arkadaşı Rahim Han’ın telefonuyla Pakistan’a gider ve ondan Hasan ve karısının Taliban tarafından öldürüldüğünü öğrenir. Hasan Hazaradır ve Taliban Harazalardan nefret etmektedir. Hasan’ı oğlunun gözü önünde kafasına silah dayayarak öldürmüşlerdir. Emir, Rahim Han’dan bunların yanı sıra Hasan ile kardeş olduklarını da öğrenir.
Sohrab’ı kurtarmak için Kâbil’e doğru yol alan Emir’i yıkım içindeki Afganistan karşılar. Savaşların, Taliban’ın Afganistan’ı ve ülkenin insanlarını soktuğu manzarayı yazar burada etkili bir biçimde işler. Bir zamanlar üniversitede profesör olan birinin şimdi dilencilik yapmasını bu manzaranın özeti olarak nitelendirebiliriz.
Bir dizi olay ve uğraştan sonra Emir nihayet Sohrab’ı evlat edinerek Amerika’ya götürür. (Buradaki en önemli olay Assef’in, Sohrab’ı alabilmesi için Emir’e bir dövüş teklif etmesidir. Emir dövüşü kaybedecekken Sohrab sapanıyla Assef ‘i gözünden vurarak Emir’in kurtulmasını sağlamıştır. Tıpkı zamanında Hasan’ın Emir’i kurtardığı gibi. Ve beraber kaçmışlardır..)
Kitabın sonuna doğru 2002 yılına atlanır ve yazar İkiz Kuleler saldırısına da değinir. En sonunda Emir ile Sohrab birlikte uçurtma uçurup yakalarlar. Hasan’ın uçurtma yarışında Emir için kurduğu cümleyi bu kez Emir, Sohrab için kurar: “Senin için bin defa da olsa yakalarım.”
Bu kitap akıcı diliyle, sürükleyici ve sarsıcı olay örgüsüyle, çeşitli olayların birbirine başarılı şekilde bağlanmasıyla, tarihe tanıklık etmesiyle, en önemlisi olayları ve görüntüleri sizde acımaya, heyecana bazen de hüsrana sebebiyet verecek biçimde canlı betimlemesiyle, kesinlikle okumaya değerdir. Kesinlikle unutulmazlarınızın arasında yer alacak ve belki de sizi, bende olduğu gibi, Afganistan’ı araştırmaya sevk edecektir…
Yazan: Merve YAVUZ
Kaynak:
*Ve Dağlar Yankılandı
*wikipedia.org
Fotoğraf:
Khaled Hosseini talks about Afghanistan, goodwill and his latest book
Khaled Hosseini, author of The Kite Runner, is back with a new book — and what he believes is a message of hope.
Chatelaine
9484,26%-0,41
37,98% 0,12
41,97% 1,91
3793,60% -0,86
6163,56% -0,43