ANKARA SAVAŞI-1402
Osmanlı döneminin kuruluşundan 103 yıl sonra meydana gelmiş olan Ankara Savaşı, Osmanlı tarihinde önemli bir yer tutar. Klasik tarih öğretilerimizde Osmanlı Devleti’nin aldığı yenilgiler çok fazla yer almasa da Ankara Savaşı bu konuda bir istisna sayılabilir. Biraz daha geniş açıdan bakarsak Ankara Savaşı 1299 yılından 1683 yılındaki 2. Viyana Kuşatması sonrasındaki bozguna kadar geçen 384 yıl içerisinde alınan en ağır mağlubiyet olarak kabul edilebilir. Biraz tarih bilgisi olan her kişi Timur’ un kim olduğu, Timur’ un savaş filleri konularında bilgi sahibidir.
Savaş öncesi bölgenin ve ülkenin durumuna göz atmakta fayda vardır.
Timur Devleti:
Çağatay Ulusu aşiretlerinden Barlaslar Reisinin oğlu olan Timur, 1370 yılında Moğol İmparatorluğu ardıllarından Çağatay Hanlığının batısını ele geçirdi. Timur’ un amacı, Cengiz İmparatorluğu’ nu yeniden bir araya getirmekti. Bu amaçla Altınorda, Dehli Sultanlığı’ na diz çöktürmüş, Doğu Türkistan, Azerbaycan, Suriye, İran, Irak, Hindistan’ ın bir kısmını topraklarına katmıştır. 1402 yılına gelindiğinde devletinin kuruluşunun henüz 32. yılında Timur zamanının en güçlü ordusuna sahip bir hükümdar olmuştu. Çok güçlü ordulara karşı savaşarak bu duruma gelmişti, ele geçirdiği bütün ülkelerdeki âlimlere hürmet göstermiş, kendilerinin Semerkand’ a getirmiş, Semerkand’ ı devrin çok büyük bir bilim ve kültür merkezi yapmıştır. Daha öncesinde göçebe toplumların oluşturduğu coğrafyada yaptırdığı su kanalları ile halkın tarıma geçişini sağlamış, şehirleri ticaret yollarına bağlamış, medreseler ve diğer alt yapı çalışmalarına hız vermiştir. Orta Asya Türk Cumhuriyetleri tarafından “Timur Rönesans’ı” olarak adlandırılan bir döneme imza atmıştır.
Osmanlı Devleti:
1389 yılında I. Kosova Meydan Muharebesi sonrasında suikasta uğrayan I. Murat Han’ ın yerine I. Bayezid Han IV.Osmanlı Sultanı olarak tahta oturmuştur. I. Bayezid, sultan olduğunda Osmanlı Devleti Bizans Devletini adeta İstanbul’ a hapsetmiş, Bulgaristan, Doğu Trakya, Batı Trakya’ yı almış Sırbistan’ ı vasal devlet haline getirmişti. I. Bayezid babası I. Murat’ ın izinden giderek fetihlerini sürdürmüştür. 1391 yılında I. Bayezid Kastamonu üzerine seferde iken bu durumu fırsat bilen Eflak Voyvodalığı (bugünkü Romanya’nın bir kısmı) Osmanlı topraklarına saldırdı. Bayezid hızla Rumeli’ ye yönelerek Eflak’ ı karşıladı ve yenilgiye uğrattı. Böylelikle Eflak Voyvodalığı vasal bir devlet haline geldi. 1394’ te Selanik ve Osmanlı orduları tarafından fethedildi. 1396’ da Bayezid Niğbolu’ da Fransız, Hospitalier Şövalyeleri, Macar, Eflak, Venedik, Ceneviz, Kutsal Roma Germen, Polonya, Bohemya, İspanyol birliklerinden oluşan bir Haçlı ordusunu ağır bir yenilgiye uğratmayı başarmıştır. Bu savaşta Osmanlı birliklerinin yanında sadece vasalı Sırbistan Prensliği bulunmakta idi. Bayezid yine vasalı Sırbistan ve o zamanki müttefiki Bizans Veliaht’ ı Manuil ile birlikte Anadolu beyliklerine seferler düzenlemiş, bu seferler sonucunda Aydınoğulları, Saruhanoğulları, Germiyanoğulları, Menteşeoğulları, Hamitoğulları Beylikleri ortadan kaldırılmış, Karamanoğulları Beyliğinin topraklarının önemli bir kısmı da ele geçirilmiştir. O zamana kadar Osmanlılar Anadolu beyliklerine karşı hasmane bir tutum sergilememekte, Bizans ve diğer Hristiyan devletler ile savaşmaktaydı. Bundan dolayı Anadolu halkı içerisinde iyi gözle bakılıyordu. Yıldırım Bayezid’ ten itibaren Osmanlı Devleti Hristiyan vasalları ile birlikte Anadolu beylikleri ile direkt olarak sıcak çatışmaya girdi. Hristiyan askerlerin Osmanlı adına Anadolu’ da Anadolu beyliklerine karşı savaşması pragmatist bir yaklaşımdı ama Türkmen aşiretleri nezdinde çok kötü bir izlenim bırakmıştır.
İlk Temas:
Timur ülkesini büyüttükçe ya hakimiyetini kabul eden beylik ve sultanlıkları kendi vasalı haline getirmekte veya kılıç zoru ile galip geldiğinde o ülkenin topraklarını direkt olarak ülkesine bağlayıp eski sultanlığı tamamen ortadan kaldırmaktaydı. Esasen bu olgu dönemin çoğu ülkesinde vardı. Örneğin Bağdat’ a gelen Moğol ordusu içerisinde sayıca hatırı sayılır bir şekilde Ermeni ve Gürcü krallarına bağlı birlik vardı. İşte bu genişleme sonucunda Osmanlı Devleti ile Timurlu Devleti arasında yer alan ve Timurlular ile çatışıp yenilen Celayir Sultanı Ahmet ve Karakoyunlu Sultanı Kara Yusuf Osmanlılara sığınmıştır. Ayrıca Bayezid’ in Timur’ a tabi olan Erzincan Emiri Mutahharten’ den kendisine tabi olup vergi ödemesini istemesi durumu daha da germiştir. Böylelikle Timur ile Bayezid arasında mektuplaşmalar başlamıştır. Timur Anadolu’ ya ordusu ile girerek doğudan Sivas’ a kadar toprakları aldı, Sivas’ tan sonra güneye yönelerek Malatya, Antep, Halep ve Şam’ a yöneldi. Timur, sonrasında kışı geçirmek için Karabağ’ a yöneldi. Bayezid bu esnada Erzincan ve Kemah’ ı aldı, sonrasında kendisine tabi olması karşılığında Erzincan’ ı Mutahharten’ e geri verdi ama Kemah’ ı teslim etmedi. Sadrazam Çandarlı Ali Paşa’ nın sorunu barışçıl yollarla çözmek adına yoğun bir girişimde bulunduğu, Bayezid’ e Timur ile savaşmaması konusunda ısrarcı olduğu tarih kitaplarında yazmaktadır. Timur, mektuplarında Bayezid’ in Avrupa’ da kafirlerle savaşmasından dolayı Bayezid ile savaşmak istemediğini, ancak Bayezid’in kendisini üstünlüğünü tanıması gerektiğini bildirmiştir. Mektuplaşmalar, karşılıklı elçi trafiği sonucunda Timur’ un Bayezid’ ten istekleri aşağıdaki gibi şekillenmiştir.
Kara Yusuf’ un kendisine teslim edilmesi,
Bayezid’ in aldığı Kemah’ ın Erzincan Emiri Mutahharten’ e geri teslim edilmesi,
Şehzadelerden birinin kendisine rehin olarak gönderilmesi,
Gönderilecek bazı semboller ile kendisinin üstünlüğünün Bayezid tarafından tanınması,
Anadolu beyliklerinden alınan toprakların beyliklere geri verilmesi.
Maddeleri sayılabilir. Bu istekler yerine getirildiğinde Timur Bayezid’ e “kafirlerle yapacağı savaşlar da yardım etme sözü” vermiştir. Maddeleri incelediğimizde Timur, mutlak hakimiyetinin tanınmasını istemiştir. Topraklarını yitiren Anadolu Beylerinin kendisine sığınması ve kendisinden istekleri doğrultusunda Anadolu beylerine topraklarının geri verilmesini istemiştir. Böylelikle bu beylikler doğal olarak Timur’ un vasalı hale gelecekti. Diğer taraftan Osmanlı’ dan vergi istememiştir ve aynı şekilde istek duyulduğunda ordu birliği göndermesini de istememiştir. Kısaca Osmanlı’ yı kendi üstünlüğünü tanımak şartı ile bağımsız bir devlet olarak tanımıştır. Timur’ un gerçek hedefi Çin’ di, Anadolu coğrafyasında çok fazla zaman harcamak istemiyordu, Osmanlı’ nın kendi topraklarını tehdit edebilecek bir pozisyonda olmasını da istemiyor ve arada tampon devletler kuruyordu. İsteklerinin en ağırı ise büyüklüğünün tanınması olmuştur. Bayezid ise bu istekleri gururuna yedirememişti. Yıllar boyunca parlak zaferler kazanmış ve devasa bir Haçlı ordusunu dize getirmiş bir padişah olarak Timur’ dan korkmuyordu.
Mektuplaşmalar ve elçi trafiğinden bir sonuç alınamayınca 1402 baharında Karabağ’ da ordusunu merkezden gelen kuvvetlerle kuvvetlendiren Timur harekete geçti. Kemah Kalesi’ni alarak Mutahharten’ e verdi. Bayezid’ den diplomatik teamüllere uymayan bir mektup aldı ve bu mektup’ ta Bayezid tarafından aşağılanan ve hakarete uğrayan Timur Sivas’ a ilerledi. Sivas’ da Timur’ un ordusu Osmanlı elçisinin de hazır bulunduğu ihtişamlı bir geçit töreni hazırladı. Bu elçilere Timur her şeye rağmen barış yapmak istediğini ancak Mutahharten’ in ailesinin ve Bayezid ‘ in oğullarından birinin kendisine gönderilmesini şart koşmuştu. Cevap gelmeden Bayezid’ in ordusunu toplayıp yola çıktığını haber alınca savaş hazırlıklarına başladı. Bayezid ordularını Ankara’ da topladı, ordu Kızılırmak’ ı geçerek Akmağdeni Bölgesine geldi. Daha önceden bölgenin iklim, coğrafya, ikmal yolları gibi bütün özelliklerini araştıran Timur çok da zorluk çekmeden yerel işbirlikçilerin de katkısı ile Sivas’ tan Kayseri’ye geldi. Burada yeni hasadı toplatarak ordusu için kullandı, Kırşehir’ e yöneldi. Kırşehir’ den de Ankara’ ya yönelerek Ankara Kalesini gözüne kestirdi. Bayezid ise çoğu yaya olan ordusunu geri Ankara’ ya yönlendirdi. Hızlı bir yürüyüş ile Bayezid, Timur’ un da beklemediği bir anda Timur’ un orduları savunmasız bir durumda iken Çubuk Ovası’nda yakaladı. Bayezid’ in kurmayları bu durumu fırsat bilerek hemen saldırmayı önerdi ancak Bayezid mertliğe uygun olmayacağı için bunu reddetti ve belki de büyük bir fırsatı tepmiş oldu.
Muharebe:
28 Temmuz 1402 sabahı muharebe başladı. Başlangıçta her iki ordunun birkaç taktik hareketi oldu, sonrasında Osmanlı ordusunda ihtiyat kuvveti olarak sol tarafta Rumeli birliklerinin arkasında yer alan Kara Tatarlar saf değiştirerek Rumeli askerlerini ok yağmuruna tutmaya başladılar. Timur’ un birlikleri ile Kara Tatarların oluşturduğu iki ateş arasında kalan Rumeli birlikleri geri çekilmeye başladı. Kara Tatarları Osmanlı ordusu içerisinde yer alan bazı Moğol, Türkmen, Kürt, Karakoyunlu ve diğer Tatar birlikleri izleyerek savaş içerisinde saf değiştirdiler ve Osmanlı sol cenahı çok zayıfladı. Sol cenahı zorlanan ve dağılan Osmanlı ordusu merkezden taarruza geçerek Timur ordusunun merkez kuvvetlerini geriye doğru itti.Timur karşı hamle ile savaş filleri ağır zırhlı süvarileri kullanarak karşı saldırıya geçerek dengeyi kurdu. Osmanlı ordusunun sağ cenahında yer alan Anadolu askerlerinin karşı tarafında Timur ordusu içerisinde Germiyan, Saruhan, Aydın, Menteşe beyliklerine bağlı askerler bulunmaktaydı. Timur bu birliklere kendi sancaklarını açtırdı. Bu şekilde Anadolu eyalet askerlerinin ve Anadolu’ dan toplanan askerlerin de bir kısmı Timur’ un tarafına geçti ve Osmanlı sağ cenahı da çöktü. Sağ cenah ve sola cenahtan katılan az sayıda birlik ile merkezde yeniçeriler ve Sırp birlikleri savaşmaya devam ettiler. Karşı tarafın sayıca üstünlüğünden dolayı Osmanlı birlikleri zayıf düştüler. Cephede epeyce savaşan Sırp birlikleri geri çekilmeye başladı, Stefan Lazareviç, Bayezid’e artık geri çekileceğini, Bayezid’ in de geri çekilmesi gerektiğini ve bu savaşın artık kazanılamayacağını bildirdi. Mehmet Çelebi, İsa Çelebi, Stefan Lazaroviç’ den önce muharebe alanın terk ederek geri çekilmişlerdi. Öğleden sonra Bayezid birkaç bin kişilik kuvvet ile Çataltepe’ ye çekildi. Timur 70.000 kişilik kuvvet ile Çataltepe’ yi abluka altına aldırdı. 300 sipahi ile ablukayı yarmaya çalışan Bayezid yolda atının tökezleyip düşmesi ile peşindeki birliklerce esir alındı. Bayezid ile birlikte Musa Çelebi, Mustafa Çelebi, Kara Timurtaş Paşa’ da esir düştü.
Muharebe Sonrası:
Bazı tarihçilerin aksi yönde yazmış olmalarına rağmen tarihçilerin çoğuna göre Timur Bayezid’ e esaret döneminde iyi muamelede bulunmuştur zaman zaman kendisi ile sohbetleri olmuş, Bayezid ölene kadar esasen aynı otakta bulunmuşlardır. Savaş sonrasında Bursa yağmalanarak, o zamana kadar toplanan Osmanlı hazinesi Timur’ a gönderildi. Anadolu şehirleri Timur orduları tarafından yağmalandı. Bu arada o zamana kadar Anadolu beylikleri tarafından alınamayan ve Rodos Hospitalier Şövalyelerinin elinde bulunan İzmir ve Foça, Timur tarafından fethedilmiştir. 1402 yılını Timur Anadolu’ da geçirmiştir. 8 Mart 1403 yılında Yıldırım Bayezid bazı tarihçilere göre yüzük taşında sakladığı zehir içerek, çoğu tarihçiye göre ise gut hastalığı ve ya nefes darlığı sebebi ile Semerkand’ a götürülmeden önce öldü. Timur da 2 yıl sonra Çin seferine giderken yolda ölmüştür.
Ankara Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti 12 yıl sürecek olan Fetret Devri’ ne girmiş, Anadolu toprakları neredeyse Orhan Gazi zamanındaki duruma gerilemiş, Osmanlı toprakları, Timur İmparatorluğu’ na bağlanmış ve Bayezit’ in şehzadelerine bölüştürülmüş, bütün Anadolu beylikleri yeniden kurulmuştur. Osmanlılar Rumeli’ de tutunmayı başarmışlar, Bizanslılar’ a Venedik ve Cenevizlilere bazı tavizler verilse de Rumeli Anadolu’ ya göre Fetret Devrindeki yıkımdan daha az etkilenmiştir. 12 yıl boyunca Yıldırım Bayezit’ in şehzadeleri arasında iktidar mücadeleleri sonucunda Amasya’ nın hakimi olan Mehmet Çelebi diğer kardeşlerini yenerek Osmanlı Devletini tek çatı altında toplamayı başarmış ve Osmanlı’ nın ikinci kurucusu olmuştur. Fatih Sultan Mehmet zamanına kadar Osmanlı coğrafyasında Timur’ dan sonra sultan olan Şahruh tehdidi devam etmiştir.
Muharebenin Etkileri:
Ankara Savaşı, çarpışan orduların büyüklüğü, asker kaybı anlamında çok yıkıcı bir savaş olmuştur. Aynı şekilde Anadolu coğrafyasında yaşanan yağmalar ve istikrarsızlıklar büyük yıkımlara ve hatta göç hareketlerine yol açmıştır. Anadolu’ dan Rumeli’ ye bir Türk göçü ve aynı şekilde Anadolu’ dan Orta Asya’ a Kara Tatar göçü yaşanmıştır. Ayrıca Timur Anadolu’ dan Semerkand’ a kalabalık bir sanatçı, alim, zanaatkar topluluğunu götürmüştür. Söz konusu göçün Anadolu’nun gelecekteki iktisadi gelişimine olumsuz etkisi olmuştur. Osmanlılar, Anadolu’ da zayıflasalar da Rumeli’ de bazı toprak kayıpları ve diplomatik manevralarla tutunmayı başarmışlardır. Bu tutunma, Osmanlı devlet teşkilatının Rumeli’ de ne kadar güçlü olduğunun bir göstergesidir. Ankara Savaşı, dönemin çok büyük bir savaşı olmuş, Timur, ihtişamlı bir haçlı ordusunu mağlup etmiş olan Bayezid’ i yenmiş olmanın gururu ile Avrupa krallarına mektuplar göndererek onların yenemediği Bayezid’ i yendiğini anlatmıştır. Ne var ki Anadolu’ da ki yıkım ve Fetret Devrine rağmen Ankara Savaşı’nın tarihi kökten değiştirici bir fonksiyonu olmamıştır. Timur İmparatorluğu Ankara Savaşı galibiyeti ile gücünün zirvesine erişmiş olsa da sonrasında Timur’ un ölümü ile daha fazla genişleyememiş ve sonrasında küçülme sürecine girmiştir. Avrupa Devletleri ise Osmanlı’nın bu en zayıf anında Osmanlı’yı bitirebilecek bir hamle yapamamışlar ve 50 yıl sonra Çelebi Mehmet’ in torunu Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul’ u fethederek Bizans’ ı tarihten silecektir.
Timur bu savaşı kazanabilmek için her şeyi yapmış, imparatorluğunun diğer ucundan savaş fillerini ve bütün imparatorluğundan asker ve vasal devlet ordularını getirmiş, Cengiz hanın yaptığı gibi saldırdığı coğrafyayı çok iyi tetkik etmiş, gizli diplomasi yöntemleri ile savaş esnasında karşısındaki birliklerin bir kısmını kendi tarafına çekmiş, kendisine ordusunun yapısına uygun savaşabilecek en iyi alanı seçmiş, karşı tarafın ikmal yolları ve yine karşı tarafın ordugahındaki su kaynaklarını tahrip etmiştir. Yıldırım Bayezid’ in sayıca dezavantajına ilave olarak ordusu Ankara’ ya hızlı yürüyüşten dolayı yorgundu, Timur’ un kuyuları zehirletmesinden dolayı susuzluk problemi de olmuştu. Kendi topraklarında yorgun ve susuz olarak ordusunun başında savaşa başlamıştı ancak yenilmesinin görünürdeki en büyük sebebi savaş esnasında taraf değiştiren Kara Tatarlar, kendisine bağlı olan Anadolu Beyliklerinin askerleri ve bazı Anadolu birliklerinin askerleri olmuştur. Çok dramatiktir ki Bayezit’ in yanında Yeniçeri birliklerine (direkt olarak Bayezid’ e bağlıydı ve en sonuna kadar savaşmışlardı) ilave olarak sadece vasal Sırp ordusu kalmıştır. Sırp ordusu savaşçılığı ile Timur’ un da taktirini toplamıştır. Ankara Savaşın’ daki bu ihanet ve sadakat tablosu Osmanlı’ nın gelecekteki yapılanmasını da etkileyecektir.
Birçok Türk Milliyetçisi yazar tarafından Osmanlı İmparatorluğu yönetimi, Anadolu halkı ve Türk unsurlara karşı hoşgörüsüz davrandığı ve Türk unsurların esasen Osmanlı içerisinde horlandığı şeklinde eleştirilmiştir. Belki de Ankara Savaşında yaşanan bu ihanetler ve Yıldırım Bayezid Hanın bu şekilde yalnız bırakılışı, Osmanlı sultanları ve yöneticilerinin bilinç altında yazarların eleştirilerini haklı çıkartacak şekilde Anadolu halkı ve Türk unsurlarına karşı derin izler bırakmasına neden olmuştur.
Mehmet Ali GÖREN
9484,26%-0,41
37,98% 0,12
41,97% 1,91
3793,60% -0,86
6163,56% -0,43