Eski Türk filmlerinden tanıdık bir repliktir: “Durun! Kavga etmeyin! Siz kardeşsiniz!” işte yazımızın başlığı budur. Türkler ile Azeriler birbirlerine ne kadar yakınsa Ruslar ile Ukraynalılar da birbirlerine en az o kadar yakındır.
Günümüzde Ukrayna’ nın başkenti olan Kiev 9. Yüzyılda Hazar Hanlığı’ nın (tarihteki tek Musevi Türk devleti) bir parçasıydı. Kiev Vikingler tarafından Türklerin elinden alındı ve Kiev Knezliği’ nin temelleri atıldı. Rusya ve Ukrayna tarihi Kiev Knezliği ile başlar. Kiev Knezliği 882 – 1240 yılları arasında bugünün Ukrayna ve Rusya topraklarının bir bölümünde hüküm sürmüştür. Bugünün Rus, Belarus, Ukrayna uluslarını oluşturan Doğu Slav kimliği, Kiev Knezliği döneminde Slav kabileleri ile Norman kabilelerinin karışması sonucu ortaya çıkmıştır.
Kiev Knezliği’ nin sonuna ve dolayısı ile Rusya ile Ukrayna’ nın ilk ayrışmasına Moğollar neden olmuştur. Moğol istilası sonucunda Doğu Slavlarının bir kısmı Kiev bölgesinde Moğollara ve sonrasında Altın Orda Devletine bağlı prenslikler olarak hayatlarını devam ettirmişler, diğer bir kısım ise daha kuzeyde Moğol etkisinden tamamen kurtulamamakla birlikte daha uzakta bugünkü Moskova bölgesinde Vladimir Suzdal Knezliği ve sonrasında Moskova Knezliği içerisinde hayat bulmuştur.
Moskova Knezliği, yıllar içerisinde Rus Çarlığı ve daha sonra, Rusya İmparatorluğu’ na evrilmiştir Bugünün Ukraynası’ nda kalan topraklar ise uzun yıllar Altın Orda, sonrasında Kırım Tatar Hanlığı, Osmanlı İmparatorluğu, Litvanla, Lehistan, Rus Çarlığı arasında güç mücadelelerine sahne olmuş, Kazak Hetmanlığı bayrağı altında zaman zaman bağımsız zaman zaman ise Rusya’ ya, Lehistan , Litvanya’ ya bağlı bir devlet olarak yaşamıştır. 1500 lü yıllardaki Lehistan etkisinden dolayı kuzeydeki Moskovalı kardeşler ile kültürel farklılaşmalar devam etmiştir. Esasen Ruslar kültürel anlamda Ukrayna’ lılara göre daha fazla izole kalabilmişlerdir. Ukraynalılar Moğol, Tatar, Osmanlı, Polonya ve Litvanya ile çok daha fazla etkileşim halindeydi. Lehistan’ a bağlı Kazak Hetmanlığı’nın yağmacıları zaman zaman İstanbul Sarıyer, Yeniköy’ e kadar Karadeniz’ den tekneleri ile gelerek yağmalamalarda bulunmuşlar, buna karşılık Tatar atlıları Lehistan içlerine kadar seferler düzenlemişler, Osmanlı ile Lehistan arasında Kazak Hetmanlığı’ ndan dolayı savaşlar çıkmıştır.1600 lü yıllarda Batı Ukrayna’ da Osmanlı etkisi ve varlığı artmıştır.
Popüler tarihimiz, Osmanlı İmparatorluğunun parlak zaferlerine odaklanmıştır. İnsanlar, Kanuni Sultan Süleyman Han’ ın 1526 yılındaki 1. Mohaç Savaşını bilirler ama 1687 yılındaki 2. Mohaç Savaşındaki yenilgiyi bilmezler. 1683 yılı Osmanlı için dönüm noktalarındandır. 1683 yılındaki 2. Viyana Kuşatması öncesinde Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’ nın diplomatik hatalarından dolayı Lehistan, Osmanlı’ nın yanına çekilememiştir, Kuşatma esnasında da Viyana’ yı Lehistan kralı Jan Sobieski’ nin ordusu kurtarmıştır. Osmanlı ordusu Viyana önlerinde Sobieski’ nin ordusu karşısında büyük bir yenilgiye uğramış, sonrasında yıllar süren savaşlar neticesinde Avusturya Macaristan’a , Venedik’ e, Rusya’ ya topraklar vermiş, Avrupa’ ya karşı üstünlüğünü yitirmiştir. Lehistan için bu zaferin hiçbir faydası olmamıştır. Coğrafik olarak Polonyalıların en büyük 2 düşmanı olan Rus’ lar ve Almanlara karşı Osmanlı, Polonyalıların doğal müttefiki konumundaydı. Osmanlı’ nın masadan kalkması ile Polonya, zamanla Ruslar ve Almanlar arasında sıkışan bazen paylaşılan, bazen paylaşılamayan, esaret altında bir ülke oldu. Sonuç olarak şu anda da Jan Sobieski dönemindeki Polonya’ nın gücünün esamesi okunmamaktadır. Bu konuda ayrı bir yazı yazılabilir, toparlayacak olursak, 1683 Viyana bozgunu ile Doğu Avrupa’ da Osmanlı ve Lehistan zayıfladı, kartlar yeniden dağıtıldı, Rusya’ nın Doğu Avrupa coğrafyasında ağırlığı arttı.
1793 yılına geldiğimizde Lehistan’ ın tamamen parçalanması sonucu Ukrayna’ nın büyük kısmı Rus İmparatorluğunun bir parçası olmuştur. Çarlık Rusya’ sı boyunca Ruslar Ukraynalıları “özlerine” döndürmeye ve Ruslaştırmaya çalıştılar. 1917 Ekim devrimi ile taşlar yine yerinden oynadı. Ukrayna 1. ve 2. Dünya savaşında cephe ülkesiydi, özellikle 2. Dünya savaşında Ukrayna’ da milyonlarca insan öldü, bunu açlık ve kuraklıklar izledi. Bunu Sovyetler Birliğine isyanlar izledi, Stalin bir jest yaparak Kırım’ ı Rusya’ dan alarak Ukrayna’ ya verdi. O zamanlarda böyle bir uygulama, Gebze’ nin İstanbul’ dan alınıp Kocaeli’ ne verilmesinden farksızdı. Bölgedeki durum Stalin sonrasında 1950 lerde Kruşçev zamanında düzelmeye başladı. 1986’ da ise Çernobil nükleer reaktör kazası ile bölge yine çalkalandı. 20. yüzyılda Ukrayna bölgesi Sovyet coğrafyasının en cefalı bölgelerinden biri olmuştur. Afganistan ve Çernobil kazası, hantallaşan Sovyet sisteminin çökmesinin tuzu biberi olmuştur. 1991 yılında Sovyetler Birliği dağıldı ve Ukrayna sudan çıkmış balık misali bağımsız bir ülke oldu. Ukrayna, Kiev Knezliğin’ den bu yana hiç bu kadar bağımsız olmamıştı.
Sovyetler Birliği’ nin en güçlü olduğu yıllarda bir gün dağılacağı, kimsenin aklına gelmezdi. SSCB ‘ ni oluşturan ülkelerin birbirlerine iktisadi olarak bağımlılığı halen devam etmektedir. Ukrayna, her ne kadar bağımsız olsa da büyük abi Rusya’ ya başta enerji olmak üzere farklı konularda bağımlılığı söz konusudur. Etnik anlamda % 17 oranında Rus varlığı bulunmaktadır. Özellikle Kırım, Donestsk, Luhansk bölgelerini çoğunlu Rus’ tur ve Defacto Rusya egemenliği altındadır.% 17 lik Rus etnik yapısını da bir kenara bırakırsak kamuoyunda insanların bir kısmı batıya yakınlaşma yanlısı iken diğer kısmı ise Rus yanlısıdır. Ukrayna, politik anlamda bağımsızlığından bu yana bu iki kesimin kavgası ile zaman harcamıştır. Gelen liderler yolsuzluklara bulaşmış, ülkede halk fakirleşmiş, servet oligarklara akmıştır. Halk en sonunda siyasete soyunan bir komedyen olan Vlodimir Zelenski’ yi başkan yapmıştır. Zelenski an itibarı ile vaziyeti idare edip, Rusya ile daha fazla kötü olmama taraftarıdır; ancak batıdan fonlanan ülkedeki ırkçı – faşist Ukrayna milliyetçilerini dizginleyememektedir. Eğer bir bomba patlayacak ise bombanın fitilini de maalesef bu ırkçı faşist gruplar ateşleyecektir.
Rusya tarafından bakıldığında Ukrayna, diğer eski SSCB ülkeleri gibi kendisinin arka bahçesidir. Baltık ülkeleri olan Litvanya, Letonya, Estonya Rusya’ dan uzaklaşarak Avrupa’ nın bir parçası olabilmiştir, ancak, diğer devletler (Belarus, Ukrayna, Moldova, Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Tacikistan) için Rusya büyük ağabey konumundadır. Rusya’ nın doğal sınırları bulunmamaktadır, dolayısıyla savunulması gereken çok büyük bir coğrafyaya sahiptir. Etrafındaki ülkelerin ya kendi tarafında olması ya da tarafsız olmasını istemektedir. Diğer yandan Doğu Bloku’ nun dağılmasından itibaren NATO, yani ABD eski doğu bloku ülkelerini teker teker yanına çekmiştir. Sırada Ukrayna ile yakınlaşma vardır. Ukrayna bu konuda Rusya’ nın net olarak kalın bir kırmızı çizgisidir. Putin burada hem satrancı hem de pokeri şimdiye kadar iyi oynadı, şimdiden sonra ne olacağını, bölgede bir sıcak savaş mı çıkacağını yoksa “vekalet” savaşlarının devam mı edeceğini zaman gösterecektir.
Nihayetinde bölgedeki sürtüşmenin ve ayrışmanın nedenleri Cengiz Han’ a kadar gitmektedir. Bu kriz mutlaka makul bir şekilde sönümlenecektir; ancak olan yine tabandaki garibanlara olacak gibi görünüyor.
YAZAN : KRİPTO DEN