KÜLTÜR-SANAT

USTA SANATÇI FİLİZ AKIN HAYATINI KAYBETTİ

KİTAP & FİLM

25 KADIN 25 ÖYKÜ LANSMANI 8 MART'TA GERÇEKLEŞTİ

EĞİTİM

2. DÖNEM 1. YAZILI SINAVLARINA İLİŞKİN ÖRNEK SORU KİTAPÇIKLARI YAYIMLANDI

KÜLTÜR-SANAT

"25 KADIN 25 ÖYKÜ" Kitabı çıktı.

HALİL CİBRAN

HALİL CİBRAN

HALİL CİBRAN

 

 

BİYOGRAFİ

6 Ocak (veya 6 Aralık) 1883’te Lübnan’ın Kādîşâ vadisi yakınlarındaki Bişerrî kasabasında doğmuştur. Ataları 16. yüzyılda Suriye’den göç etmiştir. Babası; tacir Mihail’in oğlu Halîl, içki müptelası bir kişiydi. Annesi Mârûnî papazı İstefan Rahme’nin kızı Kâmile’dir.
Cibran, beş yaşında iken Bişerrî’deki Saint Elişa Okuluna girdi. Burada resme olan yeteneği fark edildi. Babasının Lübnan’da hapse atılması üzerine, annesi Cibran’ı ve onun üç kardeşini alarak Boston’a göçtü.(1895) Cibran, burada iki buçuk yıl devam ettiği resmî bir okulda İngilizce öğrendi. Bu sırada şiir, tiyatro, resim gibi güzel sanatların icra edildiği kültür merkezleriyle ilişkisini sürdürdü.
Florance Beers ile ve onun aracılığıyla resim sanatçısı Fred Holland Day ile tanışma imkânı buldu. 1897’de lise öğrenimi için bir akşam okuluna girdiyse de ardından Arapça öğrenme isteğiyle veya başka bir sebeple Beyrut’a döndü.
BeyrAbdullah el-Bustânî, Saîd eş-Şertûnî ve Hûrî Yûsuf el-Haddâd gibi önemli kişilerin ders verdiği el-Hikme Enstitüsünde Arapça öğrenimine başladı. Fen bilimlerinde, ayrıca din, mitoloji gibi sosyal bilimlerde kendini yetiştirmeye çalıştı. Ressam ve heykeltıraş Yûsuf el- Huveyk ile dostluk kurması, yazdığı bazı şiirlerini yayımlaması ve resim çizme denemeleri de bu dönemde oldu. Mitolojiye dair bazı değerli İngilizce eserlerle İncillerin Arapça tercümelerini bu sırada inceledi.
Cibran, kardeşinin ölüm haberi üzerine 1902’de Boston’a döndü. 1903’te diğer kardeşi ve annesini kaybetti. Üçünün de ölüm sebebi tüberkülozdu. Kardeşi Mariana ile yalnız kalan Cibran, el-Muhâcir gazetesinde yazılar yazarak ve bazı resimlerini satarak geçimini sürdürmeye çalıştı. 1904 yılında ilk resim sergisini açtı.
1905’te ilk Arapça eseri el-Mûsîḳā’yı , 1906’da ilk hikâye kitabı ʿArâʾisü’l-mürûc’u yayımladı. Resim sanatını geliştirmek için 1908’de Paris’e giderek Académie Julian’a kaydoldu. Burada kaldığı üç yıl boyunca resim sanatkârı Pierre Marcel Beronneau, ressam ve heykeltıraş Auguste Rodin ile yakın ilişki içinde oldu.Çizdiği resimleri Haskell’e gönderdi, o da resimleri sergiledi. Bu yıl el-Ervâḥu’l-mütemerride adlı hikâye kitabını yayımladı.
 1910’da Paris’te de resimleri sergilendi. Avrupa seyahatine çıktı, İngiltere’deki sanat galerilerini inceledi. 1911’de New York’a gitti ve hayatının geri kalan kısmını burada geçirdi. Alman filozofu Nietzsche ve özellikle “Böyle Buyurdu Zerdüşt” adlı kitabıyla tanışması bu döneme rastlar. Bu sırada, Arap âleminde şöhret kazanmasına sebep olan el-Ecniḥatü’l- mütekessire adlı romanını yayımladı. (1912) Bu arada New York’ta açtığı resim sergileri Amerika’daki ününü arttırdı. Aynı şehirde metafizik konularına yoğun ilgi duydu.Sigmund Freud, Carl Jung gibi önemli isimlerin eserlerinden etkilendi, Hintli şair Rabindranath Tagor ile tanıştı ve ondan da faydalandı.
1916’dan itibaren Doğu dünyasını ve özellikle Hristiyan âlemini eleştiren The Madman, el-Mevâkib, el-ʿAvâṣıf, el-Bedâʾiʿ ve’ṭ-ṭarâʾif’i yayımladı. 1923’te bütün dünyada tanınmasını sağlayan en önemli eseri The Prophet’i yayımladı. 1925 yılından itibaren İngilizce eserlerini
neşretmeye başladı.
10 Nisan 1931’de tüberkülozdan öldü, Beyrut’a götürülerek Bişerrî’de Mar Sarkis Manastırı’nın bahçesine gömüldü. Manastırın yakınında onun anılarını yaşatan Cibran Müzesi kuruldu.
Halil Cibran’ın edebî hayatı üç evrede ele alınabilir: Sosyal sorunlarla ilgilendiği dönem (1905-1908); başkaldırı, şüphecilik ve güç konularına eğildiği dönem (1908-1918); barış, sevgi, zarafet, zihin berraklığı ve iç dinginliğinin hâkim olduğu dönem .(1918-1931) Onun mistik anlayışında Ebü’l-Alâ el-Maarrî, İbn Sînâ, Gazzâlî ve İbnü’l-Fârız’ın tesirleri bulunduğu gibi fikir ve sanat dünyasının oluşmasında J. J. Rousseau, Ernest Renan, William Blake, Ralf Waldo Emerson, John Keats ve Friedrich Nietzsche gibi birçok Batılı yazar etkili olmuştur.


TÜRKÇEYE ÇEVRİLMİŞ ESERLERİ:

• Bir Damla Yaş ve Bir Gülümseyiş

• Sözler Aforizmalar

• Rüzgâr Gülü

• Halil Cibran - Bütün Eserleri 1

• Halil Cibran - Bütün Eserleri 2

• Bilgelik Kitabı

• Meczup

• Ermiş

• Bilgelik ve Erdem

• Umutsuz Aşık

• Kum ve Köpük

• Mey'e Mektuplar

• İnsanlık Yalnızlığında Oturur

• Kum ve Köpük

• Gezgin

• Çıkılamayan Yolculukların Dönüşü

• Bir Ozanın Ölümü Onun Yaşamıdır

• Usta'nın Sesi

• Halil Cibran Sırlar Ajandası

• Kendimle Konuşmalar

• Asi Ruhlar

• Dünya Tanrıları

• İnsanoğlu İsa

• Dost Mektupları

• Lazarus ve Sevgilisi

• Haberci

• Ermiş ve Gezgin

• Nebi

• Kırık Kanatlar

• Kalbin Sırları İlham Veren Yazılar

• Sevgili Ermiş

• Kabuklar ve Özler

• Öncü

• Gönlün Sırları

• Deli

• Fırtınalar

• Gözyaşları ve Kahkahalar

• Gece ile Sabah Arasında

• Mezarların Çığlığı

• Yeryüzü Tanrıları

• Aşk Mektupları

• Vadinin Perileri

• Cibran Neden Evine Gidemedi

• Efendinin Sesi

• Başkaldıran Ruhlar

• Mezarlar Ne Söyler

• Bir Gözyaşı Bir Tebessüm


İNCELEME
Biyografisini incelediğimizde felsefe yazarı, romancı, mistik şair ve ressam kimliğiyle donanımlı, çok yönlü bir Halil Cibran çıkıyor karşımıza. Elbette, bu yönlerinin yansıması eserlerinde apaçık görülüyor. Cibran’ı hayal gücüne, ilhama, duyguya, ruha ve kalbe önem veren bir yazar olarak görüyoruz. Bu yüzden “deliliğe bakış açısını” yazılarında sıkça dile getirdiğini düşünüyorum.
Birazdan bahsedeceğim eserlerden hareketle az ama öz söyleyen ancak okuyucuya, anlatmak istediklerini “nokta atışı” dediğimiz tabirle vura vura veren bir yazarla karşılaşıyoruz. Hikâyeler basit gibi görünse de üzerinde düşünülecek çok şey var. Kitaba başlarken ”Ben bunu hemen bitiririm.”diye düşünüyor, birkaç hikâyeden sonra yorulduğunuzu hissediyorsunuz fakat bir yandan da öyküyü bitirmek için can atıyorsunuz. Bunlar basit gibi görünen ama öylesine derin duygular ve düşünceler ki kitabı hayatınızın çeşitli dönemlerinde okumak isteyebiliyor ve her okuduğunuzda farklı anlamlar çıkartabiliyorsunuz. Üstelik her okuduğunuzda altını çizmek istediğiniz cümlelerin sayısı artıyor, benim gibi notlar alarak okumayı sevenlerdenseniz, kitabın yanına, ucuna farklı farklı notlar, kıssadan hisseler düşüyorsunuz. Bazı cümlelerde insan kendini buluyor, ”Hissettiğim tam da bu!” diyebiliyorsunuz.
Dilinizin ucuna gelen, yüreğinize dolan fakat sözcüklere dolamayan hisleri tek çırpıda size sunan, bu anlamda sizi rahatlatan bir yazar. Kitaplarını okuduğunuzda kendinizi dingin ve sakin bir atmosferin içinde bulabilirsiniz. Ben, eserleri okurken kendimi çoğu kez uçurumun kenarında rüzgâr ve deniz kokusuyla bir ve hafiflemiş hissettiğimi söyleyebilirim. İçerik olarak genel anlamda ruh, özgürlük, Tanrı, hayatın felsefesini oluşturan ögelere dair izler ve temsili karakterler ile mistik bir hava var. Ancak temelde hatalarla, iyi ve kötüyle, güzelliklerle ve çirkinliklerle “insan olmanın bütünlüğüne ulaşma” görülüyor. Bu hikâyelerde insanlığın en gizli köşesinde saklı hisler var! Çoğu kez içimizi dolduran öyküler kelimelerimizi kifayetsiz kılıyor ve içimiz dolu dolu kalkıyoruz kitabın başından. İşte, Halil Cibran’ı benim başucu yazarım yapan ve kendisi hakkında yazmayı borç bilmemi sağlayan sebepler bunlardır!

1.ERMİŞ 

Başucu yazarıma ait başucu kitabım! Kitabın diğer ismi “Nebi” olarak bilinir. Zira kitapta geçen El Mustafa isimli karakter ile Hz. İsa ya da Hz. Muhammed’e gönderme yapıldığını düşünenler vardır. El Mustafa isimli temsili karakterin, on iki yıl kaldığı kentten ayrılırken Orphalese halkının isteği üzerine onlara öğütler vermesiyle başlar kitap. Bu öğütler, konuların temelini oluşturan başlıklar altında hikâyeleştirilir. Bunlar soyut hikâyelerdir. Yazılar tek tek kompozisyon izlenimi oluşturmaktadır. Her yazı kendi içinde giriş, gelişme, sonuç şeklinde meydana getirilmiştir.
Ermiş’in içinde özgürlüğü, doğayla iç içe olmayı, doğanın cömertliğini, hayatı, insanı, iyi ve kötünün döngüsünü, başarı ile başarısızlığın birlikteliğini ve sonunda kabullenişi, hoşgörüyü
bulacaksınız. Sizleri, insana yukarıdan bakıp olayları kuş bakışı gördüren bir yazar karşılayacak. Kitabın kapağında dahi mistik bir hava yakalayacaksınız. İyiyi öğütleyen, her dönemde sizlere ışık tutacak zamansız öykülerle buluşacaksınız.

Favori Öykülerim: Çocuklara Dair, Akıl ve Tutkuya Dair, İyiye ve Kötüye Dair, Aşka Dair, Dine Dair

2.ERMİŞİN BAHÇESİ

Ermiş’in devamı olarak yazılmış ve yazarın ölümünden sonra yayımlanmıştır. El Mustafa; Orphalese kentine, annesiyle babasının sonsuz uykularını uyudukları bahçeye, geri döner ve burada bir araya geldiği müritlerine yine hayata, insana dair konulardan söz eder. Alaca karanlık, uyanış, şafak vakti, düş imgeleri yoğun bir şekilde hissedilmektedir. Genel olarak evreni Tanrı olarak algılama anlayışı vardır. Kitap sisle başlayıp sisle biter. Yani El Mustafa, kitabın sonunda özgürlüğe kavuşur. Ermiş’ten farklı olarak hikâyeler isimsizdir.
Bu kitap, Halil Cibran’ın genel tarzını yansıtsa da Ermiş kitabındaki çarpıcı etkiyi yaratmadı

bende.

3.MECZUP
Yazarın gençlik döneminde yazdığı kitabıdır. Tüm hikâyelerde olmamakla birlikte genelde temsili olarak bir meczubun iç dünyasıyla karşılaşıyoruz. Eğlenceli ve ironi temelli hikâyelerin de yer aldığını söyleyebiliriz. Kimi öykülerin ise sonunu çözümlemek zor, diyebiliriz. Kitap bittiğinde içimiz dolu dolu kalkıyoruz kitabın başından. 
Favori Öykülerim: Yenilgi, Kusursuz Dünya, Meczup, Gece ve Meczup, Dostum

4.GEZGİN

Yazarın ölümünden sonra yayımlanan kitaplarındandır. Girişteki “Gezgin” bölümünde, hikâyelerin bu gezginin yol boyunca biriken toz ve sabrından oluştuğu söylenir. Buradaki gezgin de tabii ki temsilidir. Kitabın ana fikri egonun yerilmesi, alçak gönüllülüğün yüceltilmesi olarak kabul edilebilir.
İyiliğin, güzelliğin özünü veren hikâyelerdir bunlar. Öyle güzel sanatlar, öyle güzel ifadeler var ki “Bazı güzellikler ancak bu şekilde anlatılabilirdi!” diyebilirsiniz.
Favori Öykülerim: Giysiler, İnci, Tanrı’yı Bulmak, Meczup, Kral

5.KUM VE KÖPÜK

Küçük küçük aforizmalardan oluşan bir kitaptır. Sürekli okuyup düstur edinmek isteyeceğimiz, günlük hayat derslerinden, yıldızlı sözlerden, derin anlamlardan oluşmaktadır. Hayatın anlamını arayan ve sorgulayan notlarla karşılaşacak, kıyıda köşede kalmış sözlerin içtenliğini hissedeceksiniz…
Tüm yönlerimizle insan olduğumuzu hissettiren bir yapıt benim nezdimde. Bazı iki satırlık sözler üzerine destan yazılabilir ya da bu sözler hayat felsefesi olarak koca bir ömre sığdırılabilir. Bazen kapalı bir anlatım kullanılırken bazen söylenmek istenen düşünce direkt
söylenip mesaj doğrudan verilmiştir.. Kitapta, aynı konuyla ilgili sözler art arda sıralanmıştır. Arzunun ve istemenin, hayalin ve beklemenin, elde etmekten daha değerli olduğunu yansıtan birçok aforizmayla karşılaşacaksınız. Yazarın ruhu ve tutkuyu kuru bilgi ve akıl karşısında daha üstün tuttuğunu göreceksiniz.
İnsanın özüne dokunan bu kitaptaki bazı satırlara Beatles üyesi John Lenon, bir trafik kazasında kaybettiği annesi Julia için yazdığı şarkıda yer vermiştir.
O hâlde biz de yazımızı “Kum ve Köpük”ten güzel bir aforizmayla bitirelim “Aramızdan birileri mürekkep, birileri de kâğıt gibidir. Birilerinin siyahlığı olmasa öbürleri dilsiz olurdu. Birilerinin de beyazlığı olmasa öbürleri kör olurdu…”


MERVE YAVUZ

Kaynakça:

İslâm Ansiklopedisi

Türkiye İş Bankası Yayınları

 

 

 

 



Kategori İçeriği

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Galatasaray 28 22 1 5 40 71
2.Fenerbahçe 27 20 2 5 42 65
3.Samsunspor 28 15 7 6 12 51
4.Beşiktaş 27 13 6 8 14 47
5.Eyüpspor 28 12 8 8 9 44
6.İstanbul Başakşehir 27 11 10 6 6 39
7.Göztepe 27 10 9 8 10 38
8.Gazişehir Gaziantep 27 11 11 5 0 38
9.Kasımpaşa 28 9 8 11 -3 38
10.Trabzonspor 27 9 9 9 12 36
11.Antalyaspor 28 10 12 6 -20 36
12.Konyaspor 28 9 12 7 -6 34
13.Rizespor 27 10 14 3 -12 33
14.Alanyaspor 28 8 13 7 -10 31
15.Sivasspor 28 8 14 6 -8 30
16.Bodrum FK 28 8 14 6 -11 30
17.Kayserispor 27 7 11 9 -14 30
18.Hatayspor 27 4 16 7 -22 19
19.Adana Demirspor 27 2 21 4 -39