GEMİLERİ YAKMAK (TARIK BİN ZİYAD)
Günlük hayatımızda kullandığımız bir tabir vardır: “Gemileri Yakmak”. Genelde geri dönüşü olmayan bir iş için, şayet başarısızlık olacak ise telafisinin olmayacağı riskli durumlarda kullanılmaktadır. İşte bu “Gemileri Yakmak”, tabiri Tarık Bin Ziyad’ dan gelmektedir.
Akdeniz’ i Atlas Okyanusu’ na bağlayan Cebelitarık Boğazı’ na ismini veren Cebelitarık, kelime anlamı olarak “Tarık’ ın dağı” anlamındadır. Tarık Bin Ziyad, İspanya’ yı fetheden Emevi Komutanı’ dır. Kendisi, Berberi (Kuzey Afrika) kökenlidir, bazı kaynaklarda Arap, İran kökenli olduğu da yazar. Kuzey Afrika’da büyük fetihler yapan ve döneminde bölgenin yerel halkı olan Berberilerin büyük çoğunluğu Müslüman olan Emevilerin Kuzey Afrika Valisi Musa bin Nusayr tarafından bugünkü Fas’ın Akdeniz kıyısındaki Tanca bölgesine yönetici olarak tayin edilmiştir.
Fas’ ın Akdeniz kıyısında bulunan ve bugün de halihazırda İspanya’ ya bağlı olan Ceuta’ nın yöneticisi Kont Julianos, İspanya’ nın hakimi Vizigot Krallığına bağlıydı. Yeni kral Roderic ile olan ihtilafından dolayı Kont Julianos komşusu Emevi Komuta’ nı Tarık Bin Ziyad ile yakınlaştı. Kimi tarihi vesikalara göre Tarık Bin Ziyad’ ın İspanya’ ya çıkış fikrine Kont Julianos’ ın neden olduğu ve kontun ticaret gemileri ile geçiş sağlandığı yazmaktadır. Tarık’ ın ordusu Gibraltar’ a çıkartma yaptı. Çıkartma yapılan gemilerin yakılması ise olan geçtiği 711 yılından 400 yıl sonra tarihçi El İdrisi tarafından yazılmıştır. Bundan dolayı gemiler kesin olarak yakılmış mıdır tam bilemeyiz. Eğer gemiler müttefik olan Kont Julianos’ a ait ise kontun gemilerini yakmak da biraz tuhaf olur. Sembolik olarak birkaç gemi de yakılmış olabilir. Tam olarak ne oldu bilemeyiz ancak gemiler ya yakıldı ya da Ceuta’ ya geri döndü, ve 7000 kişilik Tarık’ ın ordusu, önlerinde düşman, arkalarında deniz, geri çekilme şanslarının bulunmadığı bir durumda kalmışlardır. Tarihçiler Tarık Bin Ziyad’ ın askerlerine bunu motivasyon için yaptığını yazar. Tarık Bin Ziyad’ ın askerlerine şu konuşmayı yaptığı söylenir: “Arkanızda düşman gibi deniz, önünüzde deniz gibi düşman. Nereye kaçacaksınız? Vallahi sizin için ancak sadakat ve sabır kalmıştır. Düşmanın silahı, teçhizatı ve erzakı boldur. Sizin silah olarak ancak kılıçlarınız, erzak olarak da düşmanın elinden sahip olabileceğiniz vardır.” Bu durum, dünya savaş tarihinde ender görülen bir durumdur. Genelde ilerleyen tarafın komutanı, başarısızlık, işlerin ters gitmesi durumunda ordusunun geriye çekilme istikametini ve planını önceden yapar. Aynı şekilde usta komutanlar düşman ordusunu çember içine almış olsa bile bilinçli bir şekilde kaçış boşluğu oluşturur. Böylelikle savaş galip taraf açısından çok daha az kayıp ile kazanılmış olur. Şayet bu boşluk oluşturulmaz ve yenilmekte olan tarafın kaçacak yeri kalmaz ise çember içerisindekiler canhıraş bir şekilde savaşır, belki de yenilmek üzere olan taraf tamamen imha edilir; ancak galip tarafın da zayiatı yüksek olur. Tarık, başlangıçta çok direniş görmeden ilerler, Fas’ tan Musa bin Nusayr’ dan takviye kuvvet de gelir. Nihayet ordusu, Vizigot Kralı Roderic ‘ in ordusunca karşılanır. Vesikalara Guadalate Savaşı olarak geçen ve 8 gün süren bu savaş sonucunda Tarık bin Ziyad parlak bir zafer elde etmiş, Kral Roderic savaşta hayatını kaybetmiştir. Savaşta Vizigot ordusu homojen olmayan, farklı soylulara bağlı birliklerden oluşuyordu, Vizigot mağlubiyetinde bu soyluların kendi aralarında ve kralla olan ihtilaflarının da payının olduğu söylenir.
Tarık Bin Ziyad, zaferden sonra İspanya içlerine ilerlemiştir. Gelişmeleri Afrika’ dan takip eden Musa bin Nusayr da zaferin ardından kendi ordusu ile İspanya’ ya geçme kararı almıştır. Bazı tarihçilerin Musa bin Nusayr’ ın Tarık bin Ziyad’ a kendisini beklemesini emrettiği ancak Tarık bin Ziyad’ ın emirlere uymayıp ordusunu parçalara bölüp riskli de olsa ilerlemeye devam ettiğini yazar. Musa bin Nusayr İspanya’ ya çıkınca ayrı bir koldan fetihlere devam ederek Tarık bin Ziyad’ ın ordusu ile Toledo’ da buluştuğu yazılmaktadır. Buluşmada Musa bin Nusayr’ ın Tarık bin Ziyad’ ı kendisini beklemediği ve orduyu riske attığı için azarladığı söylenir. Sonrasında iki komutan iki ayrı koldan fetihlerine devam etmiştir. Her iki komutan halife Velid bin Abdülmelik tarafından Şam’ a çağrılmıştır. Komutanlar ganimetlerle birlikte Şam’ a gitmişlerdir. Tarık Bin Ziyad’ ın hayatı ile ilgili bundan sonra bir ayrıntıya rastlanmadığı, hayatının geri kalanını Şam’ da geçirdiği yazılır.
Görünen o ki Tarık bin Ziyad, İspanya’da yüzyıllar sürecek Emevi hakimiyetine sebep olan parlak zaferlerinin mükafatını yaşadığı hayatta alamamıştır; ancak kendisi İslam tarihinin en büyük komutanları arasına girmiş ve yine adı boğazlara, şehirlere verilerek yaşatılmıştır. Gemileri gerçekten yakıp yapmadığı kesin değildir ancak; gemileri yakmışçasına hareket etmiş ve büyük fetihler yaparak ismini tarihe altın harflerle yazdırmıştır.
9484,26%-0,41
37,98% 0,12
41,97% 1,91
3793,60% -0,86
6163,56% -0,43